Bu sahnede duyduğumuz tek şey, zırhın soğuk metal sesi ile hışırdayan ağır kumaşın arasındaki o derin, hıçkırıklı nefestir. "The Meeting on the Turret Stairs", bizi Danimarka’nın sisli ve kanlı bir Orta Çağ efsanesine, Hellelil ve Hildebrand’ın imkansız aşkının tam kalbine davet ediyor.

Bir yanda görevine ihanet ettiğini bilen ama kalbine söz geçiremeyen bir prenses, diğer yanda ise ölümün ensesinde olduğunu bildiği halde sevdiğinin kokusunu son kez içine çeken bir şövalye... Kraliyetin kutsal koruyucusu olan Hildebrand, korumaya yemin ettiği Prenses Hellelil’e aşık olduğunda, bu imkansızlığın bedelini zaten kanıyla ödeyeceğini biliyordu. Kralın ve yedi oğlunun kılıç darbeleri arasında bir destan yazan şövalye; kralı ve altı kardeşi öldürürken, aslında kendi mezarını da elleriyle kazmıştı.

Resimdeki o meşhur duruşa dikkat edin: Hellelil, gözlerini sımsıkı kapatmış, yüzünü başka bir yöne çevirmiş. Bu sadece bir korku değil; bu, aşkından duyduğu derin bir utanç ve kendine yönelttiği sessiz bir öfkedir. Hildebrand ise bir şövalye vakarılığıyla, sanki zamanı o daracık merdivenlerde durdurmak istercesine Hellelil’in kolunu kokluyor. Bu, yaklaşan sonun karanlığından önceki son ışık hüzmesidir. Ressam Burton, bu teatral kompozisyonla bize şu soruyu fısıldıyor: Aşk, uğruna ailemizi ve onurumuzu karşımıza aldığımız o muazzam pişmanlığa değer mi?

Eserin Teknik Özellikleri

Bu eser, yapılış tekniği ve korunma şekliyle sanat dünyasında oldukça özel bir yere sahiptir.

  • Orijinal Adı: The Meeting on the Turret Stairs (Kale Merdivenlerinde Buluşma)
  • Yıl: 1864
  • Teknik: Sulu Boya ve Guaj (Aquarelle and Gouache on paper)
  • Boyut: $95.5$ cm x $60.8$ cm
  • Müze: İrlanda Ulusal Galerisi (Dublin)
  • Nadirliği: Eser sulu boya ile yapıldığı için ışığa karşı aşırı hassastır. Bu yüzden müzede özel bir kutu içerisinde saklanır ve sadece belirli saatlerde (haftada sadece birkaç saat) ziyarete açılır.

Frederic William Burton (1816 – 1900)

İrlandalı sanatçı Frederic William Burton, dönemin en saygın ressamlarından ve sanat tarihçilerinden biriydi.

       Sanat Anlayışı: Burton, genellikle "Pre-Raphaelite" (Raffaelo Öncesi Kardeşliği) akımıyla ilişkilendirilir. Bu akım; parlak renkleri, Orta Çağ temalarını ve detaylardaki aşırı titizliğiyle bilinir.

       Detaycılığı: Burton, yağlı boya kullanmayı reddedip sulu boya ile yağlı boya kadar derin ve yoğun renkler elde etmesiyle tanınır. The Meeting on the Turret Stairs bunun en büyük kanıtıdır.

       Kariyeri: Sadece bir ressam değil, aynı zamanda Londra'daki National Gallery'nin direktörlüğünü yapmış bir sanat otoritesidir. Görevi süresince müzeye Leonardo da Vinci'nin "Kayalıklar Bakiresi" gibi paha biçilemez eserleri kazandırmıştır.

 

Bu Tutkuyu Tat: Espresso'yu Keşfet