"The Accolade", bizi tarihin tozlu sayfalarından çekip o büyülü Orta Çağ atmosferinin tam ortasına, ışığın ve gölgenin vals yaptığı bir kaleye bırakır. Ressam Edmund Blair Leighton, kompozisyonun merkezine ve ilahi bir aydınlığın içine genç kraliçeyi yerleştirirken aslında gözlerimize tek bir hedef gösterir: O, sadece bir hükümdar değil, bu törenin mutlak hakimidir.

Genç şövalye kraliçenin önünde diz çökmüş, sadakatini bir kılıcın soğuk metaliyle mühürletirken; kraliçenin yüzünde diplomasiyi aşan, protokolleri yırtıp geçen bir ifade parlar. O bakışlarda sadece bir tebaasını onurlandıran bir kraliçe değil, zırhların ardındaki adama kalbini sunan bir kadın vardır. Resimde kralın olmayışı, bu anı kamusal bir törenden ziyade mahrem bir buluşmaya dönüştürür.

 

İzleyiciye fısıldanan o tanıdık ama tehlikeli hikâye hemen belirir: Kraliçe Guinevere ve sadık şövalye Lancelot. Krallıkları yerle bir edecek, onuru lekeleyecek ama yüzyıllarca anlatılacak o imkânsız aşkın ilk tohumları belki de bu kılıç darbesiyle atılmıştır. Resme bakarken, bu ihtişamlı törenin ardındaki trajik sonu sezmemek imkânsızdır. Bu aşkın yıkımla biteceğini bilmek, kraliçenin zarafetine ve şövalyenin kararlılığına bakarken insanın içine ince, sızılı bir hüzün bırakır. Zira her büyük onur, bazen en büyük yıkımların habercisidir.

Eserin Teknik Özellikleri

Bu eser, yapılış tekniği ve korunma şekliyle sanat dünyasında oldukça özel bir yere sahiptir.

  • Orijinal Adı: The Meeting on the Turret Stairs (Kale Merdivenlerinde Buluşma)
  • Yıl: 1864
  • Teknik: Sulu Boya ve Guaj (Aquarelle and Gouache on paper)
  • Boyut: $95.5$ cm x $60.8$ cm
  • Müze: İrlanda Ulusal Galerisi (Dublin)
  • Nadirliği: Eser sulu boya ile yapıldığı için ışığa karşı aşırı hassastır. Bu yüzden müzede özel bir kutu içerisinde saklanır ve sadece belirli saatlerde (haftada sadece birkaç saat) ziyarete açılır.

Edmund Blair Leighton (1852 – 1922)

Viktorya Dönemi’nin son demlerinde yaşamış olan Leighton, tarihin romantik ve şövalyelik dolu günlerine duyulan özlemin en büyük temsilcisidir.

  • Nostaljinin Ustası: Leighton, modern dünyanın gürültüsünden kaçıp Orta Çağ'ın zarafetine, saray bahçelerine ve kahramanlık hikâyelerine sığınmıştır.
  • Hikâye Anlatıcılığı: Eserleri sadece birer tablo değil, her biri bitmemiş bir romanın en can alıcı sahnesi gibidir. İzleyiciye "Az önce ne oldu?" ve "Az sonra ne olacak?" sorularını sordurur.
  • Popüler Kültürdeki Yeri: Bugün bile şövalyelik, romantizm ve Orta Çağ dendiğinde akla gelen ilk görsel imge "The Accolade"dir. Leighton, hayali bir geçmişi gerçeğinden daha canlı kılan nadir ressamlardandır.

Zarafeti Deneyimle: Guatemala'yı Tadımla